Felsefe
- Ilgın Göçen
- 4 gün önce
- 3 dakikada okunur
Felsefe, insanoğlunun düşünme eylemini kendi varoluşuna çevirmeye başladığı andan itibaren varlığını sürdüren nadide alanlardan biridir. Aklınızın alabildiği hatta alamadığı her şeyi kapsar. Kelimenin kökenine baktığımız vakit bu bağlantı gözler önüne serilir; “philia” ve “Sophia” kelimelerinin harmanı ile elde edilmiş olan philosophia, bilgiye duyulan sevgi olarak dilimize çevrilebilmektedir.
Felsefenin Zaman çizelgesine baktığımız vakit ise, insanın temel ihtiyaçları için duyduğu kaygının ortadan kalkmasıyla iyice gelişime açık hale geldiğini söylemek mümkündür. Bu nedenle felsefenin doğuşu, Antik Yunan'ın başlangıcı kabul edilerek ele alınmaktadır.
Tamam, iyi hoş da felsefe bize ne anlatır hocam da geçmişten günümüze her şeyin temeli olarak lanse edilmiştir?
Felsefe, insanın en içine hitap eder. Varlığın özünü araştırır, Yunanlar “arhké” adını vermişlerdir bu öze. O kadar içindedir ki her şeyin, şu anda adını andığımız tüm disiplinlerin kaynağı olarak görülmektedir. İnsani bin yıllık uykusundan uyandırmak içın bir araçtır. Sadece varlığı değil, insanı da anlamaya çalışır Bilinçaltının derinliklerine bir yolculuğa çıkartır insanı; varlığını, kimliğini, putlarını, hayatını ve zaman anlayışını sorgulatır. Sorulara odaklanır cevaplardan ziyade. Esaslı bir düşünce sistemi oluşturmaya Zorlar insanı, sonrasında da tek bir sorusuyla yerle bir eder, o tek tek dokuyarak işlenen düşünce sistemini. Potansiyeline takılan o prangalardan kurtarırsın kendini felsefe aracılığıyla, varırsın o vakit kendinin farkına. Yitirirsin belki sana dayatılan doğruları bu yol uğruna, ancak ulaşırsın sonunda kendi doğrularına. O zaman dersin ben sorguluyorum, öyleyse düşünüyorum. Düşünüyorum, öyleyse varım. Varlığını kavrarsın tüm gerçekliğiyle, ışık olursun kendi hayatına belkı bir nebze.
O nedenle sormayın bana felsefe ne ise yarar diye, ne ise yaramaz kı temelde. İnsanı hayvandan ayıran o anahtardır felsefe.
Uzun lafın kısası, felsefe ile yaşamı ayıramazsınız birbirinden, fakat felsefeyi biraz daha araştırarak daha iyi bir sentez elde edebilirsiniz. Ancak yavaş yavaş ilerlenmeli. Her ne kadar bu devirde akan Zamanın hızlı temposuna ayak uydurmak amacıyla kendimizi paralayıp şartlasak da insanın varoluşuna hitap eden bir alanı anlayabilmek için özümüze dönmek gerekir: stabillige ve dinginlige.
Gelgelelim felsefenin doğuşuna. Felsefe her daim vardı desek yalan olmaz. Fakat mitlerden ve pratiklikten uzak, felsefik düşüncenin çıkişi için Antik Yunan”ı baz alıyoruz.
Antik Yunan felsefesi üzerine araştırmalar yapıldığı vakit karşımıza çıkan ilk filozof topluluğu, Thales’in öncülüğünde somutluk kazanan Miletos Okulu'dur. Okulun - Aristoteles tarafından zikredilen Thales’in- ilk kabul edilmesinin sebebi; mitlere, teolojik öğretilere, dayalı düşünme biçiminden soyunup poetik kozmogoni ve rasyonelleşme çabasının son ve tamamlanmış ayağı olmalarından kaynaklanmaktadır. (1)
Thales’e ait elimizde kendi elinden çıkmış hiçbir metin parçası mevcut olmamakla beraber kendisi hakkındaki bilgileri aktaran kisiler Herodotos, Aristoteles, ‘Theophrastus ve Diogenes Laertios’tur.

THALES
Kendisi doğma büyüme Miletos’lu olan Thales için binbir çeşit tasvir bulunmaktadır. Anlatıcıdan anlatıcıya değişen bu tasvirler için hangisinin net olduğu hakkında bir yorumda bulunmak güçtür.
Thales’in öğretileri konusunda kaynak olarak Aristoteles”i almaktayız.
Aristoteles'in, Thales’i bize tasvir ederken, ona mal ettiği görüşleri üç eksende toplamamız gerekirse:
Su; her şeyin arhkesi, nedeni veya tözüdür.
Dünya suyun üzerinde yüzer.
Her şey tanrılarla doludur.
İlk önermemizin aslında Thales’in ana felsefesi olduğunu söylesek yalan olmaz. Aynı zamanda bilim insanı yönü ile de gözler önüne çıkan Thales’in arkhe olarak suyu seçmesinde; her şeyin sıvımsı bir varlıktan beslendiğine ve sıcağın kendisinin de ondan çikip onunla yaşadığına ilişkin gözlemi etkili olmuştur.” Aynı zamanda tohumların nemli bir yapıda olması ve nemin de sudan kaynaklı olmasının da görüşüne getirmiş olduğu bir katkı olduğu söylenmektedir.
İkinci önerme de, birinciyi destekler niteliktedir. Zira, geçmişten esinlenerek felsefesini oluşturmuş olma ihtimalini göz ardı edemeyeceğimiz Thales, hemen hemen her dinde olan Nuh Tufanı'ndan esinlenerek bu görüşünü oluşturmuş olabilir.
Sıra geldi üçüncü önermemize. Onermeyi açıklamadan önce Thales'in bir başka görüşünü de belirtmekte fayda var. Nitekim bu iki görüşü harmanlayınca ortaya daha akla yatkın bir ilişki çıkmaktadır. Thales, mıknatısın demiri çekmesinden ötürü(manyetik kuvvet) mıknatısın canlı olduğunu düşünmüştür. Her şeyin esrarengiz ve canlı olan güçlerle dolu olduğu inancını destekler nitelikte olduğunu düşündüğü bu görüşü, Thales'in canlı ile cansız ayrımını gütmeden her şeyin ruhu olduğuna inandığını düşünürsek, bu vaziyette her şeyin tanrısının olduğu, haliyle her şeyin tanrılarla dolu olduğu görüşünü doğurmaktadır.
Thales; evrenin özü, arkhesi nedir? Sorusunu ortaya atan ve soruya cevaben mitsel anlamdan Ziyade daha natüralist ve rasyonel cevap verme çabasından mütevellit felsefe açısından önemli bir figürdür. Thales sayesinde dinsel bir bakış açısından daha bilimsel bir perspektife geçiş sağlandığı gerçeği yadsınamaz.
Felsefesinde, gerek elimizde bulunan kaynakların birincil kaynaklar olmayışı gerekse de rasyonel düşünceye yeni yeni geçişin gerçekleşmesinden ötürü pek çok boşluk bulunsa da yeri sarsilamaz bir yapıtaşı olan Thales’e ilk sayımızda yer vermek istedim. Ne de olsa kümülatif ilerleyen felsefeyi kavrayabilmek için ta en başa gitmemiz gerekir, yanılıyor muyum?
EK NOTLAR
" POETİK KOZMOGONİ, EVRENİN VE VAROLUŞUN KÖKENİNİN MİTOLOJİK, DİNSEL VEYA ŞİİRSEL (POETİK) METİNLER ÜZERİNDEN AÇIKLANMASIDIR. *
METAFİZİK, ARİSTOTELES 983 B 20-27
KAYNAKÇA



Yorumlar